Hizmet içi kurumsallaşmanın mümkünlüğü hakkında

Kurumsallaşma stratejisinin ticari arenada ulaştığı “başarının”, din adına “hizmet” amacıyla takip edilen strateji ile bağdaşabileceği yoğun bir talep görmekte. Din adına hizmetten kastım, fertlerin bir araya gelerek, grup halinde (ya da cemaat halinde), dini hakikatlerin anlaşılması için çeşitli faaliyetlerde bulunmasını kastediyorum. ”Kurumsallaşma”dan anladığım ise takip edilen stratejide bireyler arası ilişkilerin “kalıplaştırılması” ya da standarda bağlanmasıdır. Yani özünde, ticari faaliyetleri bireyden bağımsız hale getirilmesi gereği vardır. Ticari arenada “kurumsallaşmanın”  “başarılı sonuçlar” doğurduğu varsayımının sorunsallığı da ayrı bir tartışma, fakat yazımın amacı bu değil. Din adına hizmet anlayışıyla bir araya gelen grupların İslam camiası içerisindeki çeşitliliği de ayrı bir vakıa. Bu yazımda tartışmamı daraltmak amacıyla, din adına hizmet eden grupların içinde, Risale-i Nurları kendine rehber eden gruplar üzerine konuşup, bu tür gruplaşmaların hizmet metodolojisinde “kurumsallaşmayı” hedeflemesinin kendi içinde bir tutarsızlığı barındırdığını göstermeye çalışacağım.

Özetlemek gerekirse kurumsallık nicele yoğunlaşır. Nihai gayesi kâr ya da faydadır. Performansını sonuçların ölçümü ile değerlendirir; dolayısıyla “sonuç odaklılık” ve başarı merkezi kavramlarıdır. Kurumsallaşma icra bağlamında, insan kaynağı kategorileri arasındaki performansı ölçmek için “hesap verilebilirlik” kavramından beslenir. Peki, bu şekilde tanımlanan bir yapılanma stratejisi, “Risale-i Nur”lar ile beraber yürüyen hizmet grupları ile uyumlu çalışabilir mi?

Gözlemlediğim birçok “Risale-i Nur” rehberliğinde hizmet eden gruplarda bir kurumsallaşma eğilimi görüyorum. Bu gözlemim de elbette sorugulanabilir ve araştırmaya değerdir. Kurumsallaşma eğilimini şu veriler üzerinden gözlemlediğimi belirtebilirim: tüm Türkiye’ye donanımlı bir hizmet sunabilme adına “merkezileşme”, merkezi karar mekanizmaları, başarı ölçümleri için “kaç yeni insana ulaşıldığı”nın tespiti ve değerlendirilmesi, kazanılmış insanlar içinde “haftalık okuma takibi”, nicel bir çoğunluğa ulaşılamamasının “başarısızlık” olarak addedilmesi, önemli makamlarda bulunan isimlere ulaşabilme…vs Gözlemlediğim verileri çoğaltabileceğimi belirtmeliyim.

Bu tablo ışığında, sorumu yenilemenin faydası var: “Kurumsallaşma stratejisi” hakiketen “Risale-i Nur”lar ile beraber yürüyen hizmet grupları ile uyumlu çalışabilir mi? Cevabım hayır! Cevabımı desteklemek adına şöyle bir izah yapılabilir: Kuran Tefsiri olan Risaleler nicel yerine nitele yoğunlaşmamızı ders verir. Nihai gayeyi kâr /fayda/önemli-makamlar olarak değil Rabbin rızası olarak tarif eder. Performans ölçümü bireyin kendisine ait bir ödev değildir, hatta “Yaratıcının işine karışma” olarak tarif edilir. Bundan dolayı “sonuç odaklılık ve başarı” kavramlarından ziyade “adetullah, tebliğ ve tevekkül” kavramlarından beslenir. İnsan kaynağı içerisindeki kategoriler arası ilişki “hesap verilebilirlik” üzerine değil “samimiyet” üzerine inşa edilir. Yeni fikirlerin doğabilmesi adına “standartlaştırmayı” değil, “esnekliği” önceler.

Pek tabii iddia edilebilir ki, risalelerden çıkarılan bu perspektif yazarın kendisine aittir. Açıkçası bunun aksini ben de iddia etmiyorum ve bu okuyuşumun şahsi olduğunu belirtmek isterim. Peki burada konan tabloya göre sizce risaleleri gündeminin merkezine alan bir akım, grup, kitle, cemaat, ne derseniz deyin bu metodoloji ile varlığını uzun dönem devam ettirebilir mi? Kannatimce bu paradoksal yapı için “çözülme” kaçınılmaz bir kaderdir. Hatta çok daha gür bir sesle diyebilirim ki, bu çözülmenin ana itici gücü yine “Risale-i Nur”lardır. Başka bir deyişle, hiçbir otoritenin, kurumsallaşma dayatıp da, aynı anda Risaleleri okuyun demesi teorik olarak mümkün değildir. Çözüm adına üretilecek teviller ise, başarısız kalmaya mahkumdur kanaatindeyim.

Yazıyı Paylaş


Tags :

Yorum ( 1 )

  • Tahsin diyor ki:

    CEMAATLERİN KURUMSALLAŞMASINA DAİR
    Kurumsallaşma, kuruluşların daha düzenli, daha uzun ömürlü olması adına iş ve işleyişin kişi odaklı değil, ilke, sistem odaklı olmasıdır. Diğer yönüyle de doğru işe doğru insan ve doğru bir iş bölümüyle, doğru işleri, doğru yapmayı sağlama amacını taşır. Günlük hayatta sıkça kullanılan İşin ilmine uygun olması, kuralına göre yapılması; geminin pusulası, yol haritasının olması; iki kaptan bir gemiyi batırması vb kurumsallığı çağrıştıran ifadelerdir. Patron ve aile şirketlerinde tek adam ya da çok başlılık onların ömürlerinin kısa olmasını da birlikte getiriyor. Kişi bağımlı şirketlerde kişi kurumdan uzaklaşınca şirket tekliyor, kişiler ölünce de şirketlerde ölüyor. Bir cemaatin “kişi” merkezli değil de “kitap” merkezli olması ve oradaki düsturlarla hizmetini sürdürmesi, bir yönüyle kurumsallaşma tanımı içerisinde görülebilir. Ancak hizmetle ilgili ayak üstü kararlar alınıp, uygulanıp uygulanmadığı takip edilmiyorsa , her işten hem herkes sorumlu hem hiç kimse sorumluluk durup yapmıyorsa, orada kurumsallık yok demektir.
    Kurumsallık illa da kar amaçlı kuruluşlar için değil, Peter Drukcer’in ifadesiyle kar-maçsız gönüllü hizmet kuruluşları içinde geçerli ve gereklidir. Kurumsallaşma ana misyona hizmet ettiği, ölçüde anlamlıdır. Bir marketin, bir fabrikanın, bir ordunun, bir okulun ve bir dini cemaatin kurumsallaşması farklı tonlarda olabilir kendi varlık amacı ve ruhuna ters düşmemesi gerekir. Mesela bir okulun, bir ordu gibi(aşırı otoriter) kurumsallaşması ya da kar amaçlı bir şirket gibi kurumsallaşması, bir cemaatinde resmi uzantısı olan bir okul gibi kurumsallaşması düşünülemez. Günümüzde Yeni nesil şirketlerde kurumsallaşma daha özgür olma, serbest zamanlı çalışma, memur gibi saat-mekan bağımlı değil işe karşı sorumlu taşımaktadırlar.
    Bazen kurumsallaşma adına dini cemaatlerin kurumsallaşma adına resmileşme, STK’laşma oldukları görülüyor ki, bunun az ilerisi, işin ruhu gitmiş bedeni kalmış seküler bir yapıdan başkası değildir. Aslında kurumsallaşma yaratılış kanunlarından( Kainat yaratıcı -ancak bir yaratıcı-sız) olmaz, fıtrat konuları nizam ve intizamlı işleyiş) bir köy muhtarsız olmaz ilham alınan faydalı beşeri bir olgu yada araçtır. Makamları karıştırmadan, işin ehlince işin varlık amacına, ruhuna uygun şekilde uygulandığı zaman faydalı, değilse şaşan her ölçüde olduğu gibi maksada zarar verebilir.

Tahsin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>