“Kim güzel bir şefâatle şefâatte bulunursa (faydalı bir işe aracı olursa), ona bundan bir nasib vardır. Kim de kötü bir himâye ile şefâatte bulunursa, ona da bundan bir hisse vardır. Zîrâ Allah, her şeye gücü yeten (ve her şeyi gören)dir.” (Nisa, 85)
“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155)
“Hilkatte hayır asıl, şer ise tebeîdir.” (Muhâkemat, 9. Mukaddeme)
Kainat hayır üzere çalışan bir devasa makine ise, her amelin yaratılışında bir hayır var ise, sebep olan yapan gibiyse ve dahi hizmet-i Kur’aniye hayr-ı külli ise bu hizmette yarım bırakılan hayrın vebali vardır.
İnsan, abdullah; yaptıkları gibi yapmadıklarından da mes’ul. Hayra niyetin sevabını yüklendiyse natamam bırakılan hayrın vebalini de yüklenmiştir. “Cennetteki köşkümden bir tuğla eksik olsun” düşünen kul, nefsinden emin midir ki cennette olacağından emindir? Cennete şefaat-ı nebevi olmasa layık olacağından emin olmak nefsine kanmak değil midir? Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almamış mıdır?
Hayra vesile olma gayesiyle girişilen hizmette geri adım atmak, dünyevi kaygılarla hayrı natamam bırakmak hayrın akametine vesile olmak değil midir?
Hizmet-i Kur’aniyenin bir ucundan tutmuş da mazeretle bırakmış kulun vebalinden Allah’a sığınırım. O mazeret dünyada rahat vermeyeceği gibi ahirete de tevarüs edecektir.
***
İlim maluma tâbidir.
Hayır amel’e tâbidir.
Amel niyete tâbidir.
Niyet sebâta, sebat tasdike, tasdik ikrara, ikrar imana tâbidir.
Kezalik, bir kulda iman varsa ikrar, tasdik, sebat, niyet, amel ve hayır o kulun imtihanına tâbidir.
Hayra niyet imanın lafzen ikrarı ise hayırda sebat kalb ile tasdikidir.
Hizmet-i Kur’aniye ile iştigal eden kalb dünyayı yese doymaz. Ancak o kutsi hizmetin feyziyle itminan bulur.
Nefsine güvenip sebep olduğu hayrı akamete bırakan kul kalbini dünyaya gebe bırakır. Kim de kötü bir himâye ile şefâatte bulunursa, ona da bundan bir hisse vardır.