Camküre

 

Dünya kamuoyu birkaç gündür Wikileaks’in sızdırdığı, ABD’nin diplomatik sırlarını konuşuyor.

Hoş bunların ne kadar “sır” olduğu tartışılır. Özellikle Türkiye ve Türk siyaset ve devlet adamlarıyla ilgili notların dedikodu olarak piyasada dolaştığını biliyoruz. Şaşırtıcı olan bu dedikoduların ABD’nin resmi belgelerine girmiş olması.

Bu bilgileri kimin, nasıl, neden sızdırdığı; bu eylemin kimin işine yarayacağı, kimin zararına olacağı; içerdiği bilgilerin doğruluğu; bundan böyle diplomasiyi ve ülkeler arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği gibi hususlar tartışıladursun, bizim altını çizmek istediğimiz başka iki husus var.

Birincisi şu;

İletişim devrimi ve ulaşım imkânlarının artmasıyla küreselleşen ve bir köy halini alan dünya, hızla “camküre”ye dönüşüyor.

Bir yandan şeffaflaşıyor, diğer yandan kırılganlaşıyor.

Üstadımız Said Nursi, bir asır önce bu olguya dikkat çekiyor ve şöyle diyor: “Şimdi tekemmül-ü vesait-i nakliye [ulaşım vasıtalarının gelişmesi] ile, âlem bir şehr-i vahid [tek şehir] hükmüne geçtiği gibi, matbuat ve telgraf gibi vesait-i muhabere ve müdavele [iletişim ve ulaşım vasıtaları] ile, ehl-i dünya, bir meclisin ehli hükmündedir.”

Said Nursi’nin bu tespiti yaptığı dönemde bilgisayar yok, internet yok, televizyon yok… On dokuzuncu yüzyılın ortalarında kullanılmaya başlanan elektrikli telgraftan bu yana yaklaşık bir buçuk asır geçti. Bu zaman zarfında siber-teknolojik alanda sağlanan ilerlemenin hızı, internetin yaygın kullanımıyla birlikte son yirmi yılda katlanarak arttı.

İnternet çağı iki imkân çıkardı karşımıza. Birincisi, bilginin serbest dolaşımı ve kolay ulaşılabilir olması. İkincisi, bu ortamda oluşturulan her türlü bilginin –kişisel, kurumsal, entelektüel, diplomatik vs.- kayıt altına alınması, depolanması. Bu durum bilgilerin kullanımıyla ilgili soruları ve endişeleri de beraberinde getirdi.

Şüphesiz bilginin depolanması, serbest dolaşımı ve kolay ulaşılabilir olması insanlığın hayrına iken; bu bilgilerin kötü niyetli kişi, kurum ve devletler tarafında gayr-i ahlaki olarak kullanılması da mümkün. Üstadımız bu hususa Mesnevi-i Nuriye’de şu cümlelerle değiniyor: “Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefiheyle gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Tadili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nazır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması, ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.”

Her türlü bilimsel gelişmeyi, teknolojik icadı Allah’ın bir nimeti, insanlığa ihsanı olarak görmek ve o çerçevede istimal etmek gerekiyor. Özellikle hem hayra hem şerre kullanılma özelliği taşıyan bilginin/aletin kullanma kılavuzu ise elbette ahlak ve vicdan olmalıdır.

***

Bu vesileyle dikkat çekmek istediğimiz ikinci konu ise diplomasi/diplomatlık mesleği.

Wikileaks’in deşifre ettiği belgelerden anlıyoruz ki, “ikiyüzlülük” ve “dedikodu” diplomatlık mesleğinin karakteri haline gelmiş. Hatta ABD’li yetkililerin çalışmaları diplomatlığı aşarak casusluk boyutuna ulaşmış. Özellikle İslam toplumları arasında fitne çıkarmak için gayret gösterildiği anlaşılıyor. Bu türden faaliyetleri Said Nursi, On Birinci Şua’da şöyle tanımlıyor: “Kendi menfaatleri için küre-i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbaz o diplomatların tahribata ait bütün işleri ayn-ı şerdir.”

Oysa biliyoruz ki, diplomatlığın çekirdeği olan “elçilik” müessesesinin en belirgin vasfı güvenilirliktir. Elçinin vazifesi götürdüğü/getirdiği mesajı en doğru bir biçimde, yalansız, hilesiz, manipüle etmeden muhatabına ulaştırmaktır.

Elçi hakkı, doğruyu, adaleti tebliğ ve barış için çalışmalıdır. Hz. Peygamberin elçileri böyle elçilerdi.

Dileyelim ki İslam toplumları -Bediüzzaman’ın ifadesiyle- “sihirbaz diplomatların tahribatı”na alet olmasın ve İttihad-ı İslâm ideali için çalışsınlar.

Yazıyı Paylaş


Tags :

Bir Cevap Yazın

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>