<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Layetezelzel &#124; Düşünce Okulu &#187; tehcirLayetezelzel | Düşünce Okulu | </title>
	<atom:link href="http://layetezelzel.com/tag/tehcir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://layetezelzel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Mar 2019 03:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>Mazlumu helalliğe borçlu çıkarmak</title>
		<link>http://layetezelzel.com/mazlumu-helallige-borclu-cikarmak/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/mazlumu-helallige-borclu-cikarmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Apr 2013 08:04:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Haşir]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaî]]></category>
		<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>
		<category><![CDATA[1915]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[tehcir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[“Size bunu katiyen söylüyorum ki, şu milletin saadeti ve selameti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir.” (Münazarat)* “De ki: ‘Allah her şeyin Rabbi iken ben O’ndan başka bir rab mı ararım? Herkesin kazandığı, yalnız kendisine aittir. Hiçbir günahkâr, başkasının günahını .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Size bunu katiyen söylüyorum ki, şu milletin saadeti ve selameti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir.”</em> <strong>(Münazarat)*</strong></p>
<p style="text-align: right;"><em>“De ki: ‘Allah her şeyin Rabbi iken ben O’ndan başka bir rab mı ararım? Herkesin kazandığı, yalnız kendisine aittir. <strong>Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez. </strong>Sonunda hep dönüp Rabbinizin huzuruna varacaksınız. O da içinde bulunduğunuz ihtilafın içyüzünü, işin gerçeğini size bildirecektir.’” </em><strong>(En’am Suresi, 164)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>1915-1923 yılları arasında Türkiye’de ne oldu?</strong></p>
<p>Murat Bardakçı’nın Talat Paşa’nın arşivinden açıkladığı rakamlara göre 925.000 Ermeni (evet, suçlu, zanlı, mahkum, sapık, mütecaviz ya da terörist bile değil, sadece ERMENİ) ülkelerinden devlet marifetiyle kovuldu. Ermeni taşnak çetecilerin toplam sayısı 2-3 bin bile değilken, devlet 925.000 vatandaşını ülkesinden kovdu. Üstelik hiçbir gerekli güvenlik önlemini almadan çöle gönderdi bu insanları! Hiçbirini öldürmemiş olsa bile tüm bu olup biteni izlemek utanmak için yeterli değil mi?</p>
<p>Sürecin hemen başında yani 24 Nisan 1915′te başlayan cinayetler ve Ermeni entelektüellerin yargılama veya suçlama yapılmaksızın toplanmasıyla İstanbul’da eli kalem tutan ne kadar Ermeni varsa öldürüldü. Yaklaşık 1000 kadar Ermeni yazar, şair, gazeteci katledildi.</p>
<p>“Tehcir” edilen 925.000 Ermeni’nin malı mülkü bu ülkenin insanları tarafından hırsızlandı, iç edildi.</p>
<p>Suriye’ye gönderilen Ermenilerden -en abartılı sayılar ile- ulaşabilenlerin sayısı en fazla 150.000. İlkokul matematik bilgisi ile hesap yapılırsa 925.000-150.000= 775.000 Ermeni nerede? Taraflı Türk kaynaklarına göre bile ortada yaklaşık 800.000 insan kaybı var.</p>
<p><a href="http://www.layetezelzel.com/wp-content/uploads/2014/10/Armenian-refugees-in-Syria.png"><img class="alignnone  wp-image-134" alt="Armenian refugees in Syria" src="http://www.layetezelzel.com/wp-content/uploads/2014/10/Armenian-refugees-in-Syria-300x168.png" width="600" height="336" /></a><a href="https://web.archive.org/web/20130816034114/http://layetezelzel.dusunceokulu.org/wp-content/uploads/2013/04/1920-halep-ermeni-2.jpg"><br />
</a><em>1920 Yılında Halep Kampından, Çocuklarını Taşıyan Ermeni Anneler</em></p>
<p>Şahitliklerle sabit, yüzlerce “gelin-kuma” alınmış Ermeni kadını, yetimhanelere alınan binlerce çocuk…</p>
<p>Olay ortada ve görmek isteyenler için açık. 2-3 bin çeteci ne yapmış olurlarsa olsunlar bu tabloyu “ama onlar da bize saldırdı” diye açıklamak mümkün değil. Kaldı ki saldıranlar adı üzerinde “çete”. Kanun tanımaz çeteciler. Oysa devletin böyle kanunsuz zulüm uygulama hakkı yoktur. Çetecilere bile olsa yargılama ve cezalandırma ile karşılık vermek zorundadır.</p>
<p>Zulmün faili İttihatçılar belki. Ancak bugün çok önemli değil. Devletin sahip çıktığı bir mirasın o zamanki sahipleri sadece.</p>
<p>Savaş zamanı da mazeret değildir. Savaşın da bir hukuku vardır.</p>
<p><strong>Musalaha-helalleşme</strong></p>
<p>Musalaha, barışmak, barış antlaşması yapmak demektir. Bunu yapmak için ya karşı tarafı yenmeli ya da karşılıklı rıza ile masaya oturmanız gerekir. Zararların tazmininden kaçmanın imkanı yoktur.</p>
<p>Helalleşme içinse söyleyecek çok söz var. Hele gel helalleşelim, unutalım gitsin tavrıyla helallik istenmez. Gerçekten Allah korkusuyla helallik istiyorsan bir kere mahcup olman gerekir. Zalimin mazlumdan helallik alacağı değil olsa olsa borcu vardır. Ödemese de inşallah ahirette ödeyecektir. Mazlum hakkını her şekilde ahirette alacakken tekebbür ile helalleşelim gitsin demek Allah korkusu olmadığının ispatıdır.</p>
<p><strong>Özür</strong></p>
<p>Helalleşme için önce samimi bir özür gerekir. Samimi derken bir anlam ifade eden bir özürden bahsediyorum. Bu zulümde muhatap kimse derhal özür dilemeli ve verdiği zararı misliyle tazmin etmelidir. Peki kim bu zulmün sahibi?</p>
<p>1. Osmanlı mirasına sahip çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümeti.</p>
<p>2. Devletin telkinlerine kanıp Ermeni komşusu ihbar eden, kanına giren ve</p>
<p>3. Dedeleri bir anda zenginleşen, gömü bulan, miras olarak kilise bile bırakan vatandaşlar.</p>
<p>Bu 3′ü dışında kalanlar ise hak yerini bulana kadar susmamak, adalet istemekle yükümlüdürler. Mazluma hakkını veren bir özür sonrası helallik istemek samimi ve yerinde olacaktır. Ama bu yine bizim üzerimize bir hak değil, ancak mazlumun vicdanından bize bir lütuf olur.</p>
<p>Yukarıda olayları tanımlama riskine girmedim. Benim şahsi görüşüm, eğer soykırım diye bir suç varsa, 1915-1923 arası bu ülkede olan şey Ermeni Soykırımıdır. Ancak tanımın ne olduğu çok önemli değil. Bir Müslüman böylesine büyük bir zulmün günahını üzerinde taşımak istemiyorsa hizmetkarı olan devletten bu zulüm için helallik almasını sağlayacak her şeyi yapmasını istemelidir. Ben kendi adıma yapıyorum.</p>
<p>Müslim bir zihin görmeli ki bu zulmün günahını taşıdığımız sürece ne bu dünyada ne de ahirette rahat yüzü görmeyeceğiz.</p>
<p>———————————————————<br />
* Bu alıntıyı alıntı görmeden Said Nursi’nin fikirlerini yazıda göremeyen arkadaşlar için ekledim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/mazlumu-helallige-borclu-cikarmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
