<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Layetezelzel &#124; Düşünce Okulu &#187; nurculukLayetezelzel | Düşünce Okulu | </title>
	<atom:link href="http://layetezelzel.com/tag/nurculuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://layetezelzel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Mar 2019 03:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>&#8220;New age&#8221; hizmet grupları</title>
		<link>http://layetezelzel.com/new-age-hizmet-gruplari/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/new-age-hizmet-gruplari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2015 14:38:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şener Boztaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Lahikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet grupları]]></category>
		<category><![CDATA[nurculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://layetezelzel.com/?p=398</guid>
		<description><![CDATA[Bu defa, bir önceki yazıda kısaca değindiğim “New Age Hizmet Grupları” üzerine bir kaç kelam edeceğim. Risale-i Nur Talebeliğinin önce Nurculuk adıyla, daha sonra ise bölünerek başka isimlerle “cemaat”leşmesi, Bediüzzaman’ın vefatından sonra gerçekleşti. Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunan talebeleri özellikle Zübeyir Gündüzalp’in .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Bu defa, bir önceki yazıda kısaca değindiğim “New Age Hizmet Grupları” üzerine bir kaç kelam edeceğim.</p>
<p>Risale-i Nur Talebeliğinin önce Nurculuk adıyla, daha sonra ise bölünerek başka isimlerle “cemaat”leşmesi, Bediüzzaman’ın vefatından sonra gerçekleşti. Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunan talebeleri özellikle Zübeyir Gündüzalp’in öncülüğünde bu süreci ihdas ettiler.</p>
<p>Bu süreç zarfında bir yandan Risale-i Nur Külliyatı’nın neşri için çalışılırken, öte yandan Kur’an hakikatlerini geniş toplum kesimlerine ulaştıracak yayıncılık faaliyetlerine girişildi.</p>
<p>Mihrab, Sözler, Yeni Asya Yayınları; Tasvir, Hür Adam, Zülfikar, Yeni Asya gazeteleri bu girişimin ürünlerinden bazıları. Yine bu amaç doğrultusunda dergiler yayınlandı, vakıflar kuruldu.</p>
<p>Bu zaman zarfında, sebeplerini burada tartışmayacağımız çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar sırasında karizmatik liderlerin etrafında kümelenen cemaat mensupları, yeni müesseseler kurarak, Nur dairesi içinde ve fakat başka bir cemaat olarak yollarına devam ettiler.<strong>[1]</strong><a title="" href="#_ftn1"><br />
</a></p>
<p>Tam burada bir tespitimi paylaşmak isterim. Şöyle ki: yukarıda bahsettiğim bölünmelerin sonuncusu 1990 yılında Yeni Asya-Yeni Nesil hadisesiyle gerçekleşti. O tarihten bu yana Nur Talebeleri arasında çatışmalar devam etti, kopuşlar yaşandı, yeni müesseseler kuruldu ama hiç biri gerçek anlamda bir bölünme olmadı. Bu durumu açıklayacak pek çok nedenden biri karizmatik liderlerin tükenmesi ise, diğeri de özgürlük bilincinin gelişmesidir.</p>
<p>Zamanın ruhu, her alanda olduğu gibi Nurculuk içinde de geleneksel olanı—en azından—sarsmaya başladı kaçınılmaz olarak.</p>
<p>Risale-i Nur ile muhatap olan nisbeten eğitimli ve genç yeni kuşaklar, cemaatin merkezi otoritesinin propaganda ettiği resmi görüşü dış ortamlarda çek etme imkânına sahip oldular. Özellikle iletişim imkânlarının gelişmesi, farklı bilgi ve yorumlara kolayca ulaşılabilir olması zihinlerde yeni pencereler açtı. Bu durumun beslediği farklı yorum ve itirazlar sözünü ettiğimiz kitleyi ait olduğu cemaatin çeperine doğru itti. İçeride mutlu ve mutmain olamayan ama Risale-i Nur’dan da kopmak istemeyen fertler, kendilerine dışarıda başka bir dünya kurma yoluna gittiler. Aynı ideali paylaşan, ortak vizyona sahip, birbirinin dilinden anlayan Nur Talebeleri küçük gruplar halinde ders halkaları oluşturmaya başladılar. Fakat bunu yaparken yeni bir cemaat kurmadılar.</p>
<p>Peki ne yaptılar?</p>
<p>Vicahen bir araya gelebilecekleri bir dershanenin<strong>[2] </strong>yanında asıl hizmet mecrası olarak interneti kullanmaya başladılar. Bloglar, haber ve video siteleri, sosyal medya mecraları ile internet muazzam bir hizmet alanı haline geldi.</p>
<p>Bu hizmet grupları akademik yoğunluklu çalışmalar yapanlardan tutun da gayet popüler bir dil kullananına kadar geniş bir yelpaze oluşturuyor.</p>
<p>Başlarken hiç hesapta olmayan bu uzun girişten sonra asıl konuya dönüp,  son yıllarda sayıları artan ve hızla büyüyen hizmet grupları hakkında bir kaç hususu paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Ben bunlara &#8220;New Age Hizmet Grupları&#8221; diyorum. Gençlere hitap ediyorlar. Sosyal medya hesapları yüzbinlerce kişi tarafından takip ediliyor. Paylaşımları binlerce beğeni ve paylaşım alıyor. Yaptıkları seminerlerde salonlar dolup taşıyor.</p>
<p>Bu grupların geleneksel Nur cemaatleriyle görünen bir irtibatları yok. Kurucuları geleneksel cemaatlerde yetişmiş olsa da yeni bir dil, üslup ve yöntem kullanıyorlar.</p>
<p>Şu sıralar bu &#8220;New Age hizmet grupları&#8221; geleneksel Nurcular tarafından şiddetle eleştiriliyorlar. Dil, üslup ve yöntemleri &#8220;Nurcuca&#8221; bulunmuyor.</p>
<p>Eleştirildikleri bir başka husus ise &#8220;cemaatsiz&#8221; oluşları. Oysa yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bu gruplar cemaat kalıplarına sığmadıkları için dışardalar.</p>
<p>&#8220;New Age hizmet grupları&#8221;nı eleştiren Nur cemaatleri, öncelikle o genç kitlelere neden ulaşamadıklarını sorgulamalılar.</p>
<p>Sonra da ihlas ve uhuvvet düsturları çerçevesinde onlarda yanlış bulduklarını müsbet bir dille ifade etmeliler.</p>
<p>Aşağılayıcı, şeytanlaştırıcı, ötekileştirici bir dil ve üslubun faydası olmayacağı gibi genç kitleyle aralarındaki mesafeyi iyice açacaktır.</p>
<p>Bu kardeşlerimizin de kardeşlik hukuku içinde yapılan eleştirileri dikkate almalı faydalarına olacaktır.</p>
<p>Özellikle sosyal medyanın ve geniş kitlelerin teveccühünün ayartıcılığı karşısında teyakkuzda olmak gerekir.</p>
<p>Söylem ve eylemlerinin bir müminin vakarına ve şeametine uygun olmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>Vesselam.</p>
<div>
<p>&nbsp;</p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p>[1] Bu cemaatlerin cemiyete dönüşmesi başka bir tartışmanın konusu.</p>
</div>
<div>
<p>[2] Nurculuk literatüründe hem öğrencilerin kaldığı hem de topluca Risale-i Nur okunan evlere verilen ad.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/new-age-hizmet-gruplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben sizin babanızım</title>
		<link>http://layetezelzel.com/ben-sizin-babanizim/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/ben-sizin-babanizim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2013 12:36:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Ataç</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtimaî]]></category>
		<category><![CDATA[Lahikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Ağabeylik]]></category>
		<category><![CDATA[emirdağ lahikası]]></category>
		<category><![CDATA[nurculuk]]></category>
		<category><![CDATA[rıza-yı ilahi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://layetezelzel.com/?p=389</guid>
		<description><![CDATA[Risale-i Nur camialarından herhangi birinin içinde bulunup, belli bir süre Nur talebeleriyle zaman geçirirseniz  ”farklı fıtratların bir arada bulunması”nın ne kadar zor olduğunu görürsünüz. Her insan bir ”alem”  ve dünyasının merkezinde de kendisi bulunur. Beşerin fıtratının gereği de budur. İnsanın .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Risale-i Nur camialarından herhangi birinin içinde bulunup, belli bir süre Nur talebeleriyle zaman geçirirseniz  ”f<i>arklı fıtratların bir arada bulunması</i>”nın ne kadar zor olduğunu görürsünüz. Her insan bir ”alem”  ve dünyasının merkezinde de kendisi bulunur. Beşerin fıtratının gereği de budur. İnsanın bu yapısını bilen Bediüzzaman fıtratların farklılığını, birçok bahiste defalarca vurgulamıştır.</p>
<p>Rıza-i İlahi’den başka bir gayesi olmayan – olmaması gereken – bir camianın üyelerinin de doğal olarak farklı fıtratlardan oluşacak olması ve herkesin birbirinin kopyası olamayacağı gerçeğiyle Said Nursi, kendisiyle muhatap olmak isteyenleri maksatlarına göre sınıflandırmıştır. Bu sınıflamada makbul gördüğü grup olan ”Kur’an-ı Hakim’indellalı olduğu cihetle”<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn1">[1]</a> gelenleri de dost-kardeş-talebe şeklinde adlandırdığı dairelere ayırmıştır. Her Nurcunun mazhar olma hayaliyle yanıp tutuştuğu talebe dairesinin anahtar cümlesi için de ”Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin”<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn2">[2]</a> ifadesini kullanmıştır.</p>
<p>Bir nur talebesinin, Risale-i Nur dairesine dahil olmasına vesile olan hadiseleri incelersek karşımıza kabaca 2 grup çıkar. Kerametvari bir şekilde doğrudan kitapla muhatap olanlar ve bir şahıs vesilesiyle nurculuğu tanıyanlar… Birinci gruba dahil olanların başlarına gelen hadiseler çok enteresandır ve menkıbe şeklinde cemaat içerisinde dilden dile yayılır. Ya hiç ummadıkları bir yerden önlerine metin gelmiştir, kime ait olduğunu araştırırken yolları Üstada ve Nurlara çıkmıştır veya akıldaki bir sorunun cevabını araştırırken karşısında nurları bulmuş, merak ederek külliyatı incelemeye başlamışlardır. Herhangi bir yerde Bediüzzaman’ın ismi kulağına çalınmış, rüyada görmüş ve kim olduğunu araştırmaya başlamıştır. Hakeza bu ve buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz. Bu grubun <i>urvetülvuska</i><a title="" href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn3"><b>[3]</b></a> gibi sıkı sıkıya kitaba ve dolayısıyla da davaya bağlanması daha kolaydır.</p>
<p>İkinci grup ise, şahıs vesilesiyle tanıyanlardan oluşur.. Bu kişi akraba olur, arkadaş olur veya ağabey/kardeş olur. Buradaki ince çizginin sınırı ise, nurları tanımaya vesile olan şahsın tavırlarıyla belirlenir. Eğer enaniyetini geri planda tutup, dostunu sadece kitaba muhatap etme gayesiyle kendisiyle ilgilenmişse ne ala. Yoksa Risaleleri yeni tanıyan kişinin hadiselere ”tanıtanın penceresinden bakmasını” istediği an sıkıntılar başlar. Başlangıçta halisane niyetlerle yola çıkılmasına rağmen kişinin iç dünyasındaki şahıs bağlılığı, <i>davaya sadakate</i> dönüşemediğinde hizmete faydadan çok zarar getirmeye müsait bir yapı ortaya çıkar.</p>
<p>Bunu Nurculuk tarihindeki fikir ayrılıklarında maalesef net bir şekilde görürüz. Ayrılıklara vesile olan konularda, camia mensuplarının haklı tarafı seçerken tek kriteri<i>kitabi hareket etmek</i> olması gerekirken; gönlün meyilli olduğu,  kalben muhabbet beslenen arkadaşlarının bulunduğu tarafı seçmek ne yazık ki genel kural halini almış. Buradaki temel sorun, numune-i imtisal olan – olması gereken, olduğunu iddia eden -  şahısların farkında olmadan kitaba perde olup, sadakat ve teveccühün kitaba değil de kendilerine yönelmesine engel olamamalarıdır. Bürhana tabi olmanın altın prensip olduğu bir hizmette, zamanla <i>kitap</i> arka planda kalıp, önde gelen muhterem büyüklerin iki dudağının arasından çıkacak sözlere göre hareket edilmek istenmesi<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn4">[4]</a> Risale-i Nur’un hizmet metoduna ters olduğu için – velev ki karar doğru olsun – netice itibariyle de muvaffak olmak mümkün değildir. Üstelik kulun hatadan hali olmadığını da göz önünde bulundurduğumuzda karşımıza çıkan profil, <i>Sözler’i kendi malı</i> bilen Nurcular yerine <i>babasının malı</i> bilen hizmet insanları olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum; sözü ayet telakki edilen, kararı sorgulanamayan birer vârisüretip, eleştiriye tahammül edilmeyen ve en kötüsü de aykırı bir duruş sergileyenin linç edildiği bir kültürün doğmasına sebep olmuştur. Bu kültürü sahiplenenler – kaderin bir hükmü olarak – bir süre sonra aynı sehpada kurban olarak kendilerini bulmaktadır.</p>
<p>Üstteki paragrafta bahsettiğim sıkıntının sorumluluğunu tek tarafa yüklemekle de hata etmiş oluruz. Her ne seviyede olursa olsun, kırmızı kitapları okuyorsak, isterse <i>kutb-u azam</i><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn5"><b><i>[5]</i></b></a> gelsinmihenge vurmadan, istişare edilmeden alınan her karara ses – hürmet ve muhabbet içinde- çıkarmamız gerekebilir. Yaşadığımız toplumun fıtratı biat kültürüne müsait olsa da bir nur talebesi bu alışkanlığını kırıp, üstadının tavsiye ettiği <i>kitabi sadakat</i> mertebesini yakalamak için gayret göstermelidir. Şeyhini uçurmamalı, kendi de uçmamalıdır.</p>
<p>Hayattayken; kendisine darılan talebesine sırtını dönmeyen, casusluk ihtimali dahi olanı deşifre etmemeyi öğütleyen<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn6">[6]</a>, kendisine zulmeden savcıya beddua etmeyen<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn7">[7]</a>,herkesin bir şekilde istihdam edilebileceğine inandığı için dost dairesinin tanımını geniş tutan<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn8">[8]</a> aleyhinde bulunan bir partinin kabahatlerini bile %5′ine veren<a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftn9">[9]</a>bir Üstad karşımızdayken camianın içinde yer almaya çalışan bizler, hangi hakla bu derece ifrat edebiliyoruz? Malumdur ki, tahrip kolaydır, tamir ise zordur. Büyüklüğün şe’ni tevazu ve şefkattir. Gençliğin şe’ni ise hürmet ve muhabbettir. Dairenin dışına atmaya çalışmak – kimsenin haddine değil – insanları harcamak her zaman en kolayıdır. Marifet farklı fıtratları bir arada tutup enaniyetleri aynı havuzda eritmektedir. Aman dikkat, eneyi havuza atarken torba içinde veya muhafazalı atmamak lazım, yoksa havuzdaki suya karışmaz, suyun berraklığına zarar verir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
</div>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref1">[1]</a> 26. Mektup 10. mesele</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref2">[2]</a>A.g.e.</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref3">[3]</a>Urvetü’lvüska: Kopmaz ve sağlam kulp</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref4">[4]</a> Buradaki kastedilen, meşveretsiz bir şekilde cemaat adına şahsi insiyatifle yapılan işlerdir.</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref5">[5]</a> Kastamonu Lahikası; birden ihtar edilen bir mesele: ”bu şehre bir kutup, bir gavs-ı âzam gelse, “Seni on günde velayet derecesine çıkaracağım” dese, sen Risale-i Nur’u bırakıp onun yanına gitsen,  Isparta kahramanlarınaarkadaş olamazsın.”</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref6">[6]</a> Emirdağ Lahikası: Afyon Emniyet Müdürlüğü’ne; Kardeşlerim, sizin zekavetiniz ve tedbiriniz, benim tesanüdünüz hakkında nasihatime ihtiyaç bırakmıyor. Fakat bu ahirde hissettim ki, Risale-i Nur şakirtlerinin tesanüdlerine zarar vermek için birbirinin hakkında su-i zan verdiriyorlar, ta birbirini itham etsin. Belki “Filan talebe bize casusluk ediyor der, ta bir inşikak düşsün. <b>Dikkat ediniz, gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız.</b> Fenalığa karşı iyilikle mukabele ediniz. Fakat çok ihtiyat ediniz, sır vermeyiniz. Zaten sırrımız yok; fakat vehhamlar çoktur. Eğer tahakkuk etse, bir talebe onlara hafiyelik ediyor, ıslahına çalışınız, perdeyi yırtmayınız.</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref7">[7]</a> Şualar, 14. Şua :Benim ve Risale-i Nur’un mesleğinin esası ve otuz seneden beri bir düstur-u hayatım olan şefkat itibarıyla, bir mâsuma zarar gelmemek için, bana zulmeden cânilere, değil ilişmek, belki beddua ile de mukabele edemiyorum. Hattâ en şiddetli bir garazla bana zulmeden bazı fâsık, belki dinsiz zâlimlere hiddet ettiğim halde, değil maddî, belki beddua ile de mukabeleden beni o şefkat men ediyor. Çünkü o zâlim gaddarın, ya peder ve validesi gibi ihtiyar bîçarelere veya evlâdı gibi mâsumlara maddî zarar gelmemek için, o dört beş mâsumların hatırına binaen o zâlim gaddara ilişmiyorum. Bazan da hakkımı helâl ediyorum.</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref8">[8]</a><b>Dostun hassası ve şartı budur ki:”</b>Katiyen Sözlere ve envâr-ı Kur’âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun ve haksızlığa ve bid’alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın.” bu tanıma baktığımızda, dost dairesinde bulunmak için farzların yerine getirilip günahlardan uzak durulması şart koşulmamış.</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130813215053/file:/C:/Users/faruksaim/Downloads/yaz%C4%B1%C4%B1%C4%B1.rtf#_ftnref9">[9]</a> Emirdağ Lahikası: Son ders; ”Meselâ, bir parti bana binler vecihle sıkıntı verdiği halde, hattâ otuz senede hapisler de, tazyikler de olduğu halde, hakkımı helâl ettim. Ve azaplarına mukabil, o biçarelerin yüzde doksan beşini tezyif ve itirazlara, zulümlere mâruz kalmaktan kurtulmaya vesile oldum ki, âyeti hükmünce kabahat ancak yüzde beşe verildi. O aleyhimizdeki partinin şimdi hiçbir cihetle aleyhimizde şekvâya hakları yoktur.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/ben-sizin-babanizim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
