<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Layetezelzel &#124; Düşünce Okulu &#187; gündelik dilLayetezelzel | Düşünce Okulu | </title>
	<atom:link href="http://layetezelzel.com/tag/gundelik-dil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://layetezelzel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Mar 2019 03:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>Herkese lazım</title>
		<link>http://layetezelzel.com/herkese-lazim/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/herkese-lazim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2015 06:21:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kasım İkbal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[gündelik dil]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Kendi halinde sosyal medyada vakit geçiriyorken uzun yıllardır ibadetlerini aksatmadığını bildiğim, dini hassasiyeti bulunan bir arkadaşım sosyal medyada şu mesajı paylaşmıştı: “Hayallerimiz hedeflerimizken, hedeflerimiz hayallerimiz oldu.” Kendince bir manifestoydu hayata dair ama zihnin karmaşıklığını fazlasıyla ifade eden bir durumdu. Bu .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi halinde sosyal medyada vakit geçiriyorken uzun yıllardır ibadetlerini aksatmadığını bildiğim, dini hassasiyeti bulunan bir arkadaşım sosyal medyada şu mesajı paylaşmıştı: “Hayallerimiz hedeflerimizken, hedeflerimiz hayallerimiz oldu.” Kendince bir manifestoydu hayata dair ama zihnin karmaşıklığını fazlasıyla ifade eden bir durumdu. Bu burada bir dursun.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav) vefat ettiğinde dadısı Ümmü Eymen ağlar. Sahabeler neden ağladığını sorduklarında ise şu cevabı verir: “Ben onun vefatına ağlamıyorum. Onun vefatıyla birlikte vahyin kesilmiş olmasına ağlıyorum.” Artık Peygamberimiz yoktu. Halbuki sahabe, aklına takılan her soruyu hiç çekinmeden gidip cevabını alıyordu. İhtilafa düştüklerinde yeni bir vahiy geliyor ve tam ittifak sağlanıyordu. Lakin bundan sonra böyle bir şey olmayacaktır. Ki Efendimizin, sağlığındayken ümmetini çıkacak olan ihtilaflara ve fitnelere karşı sıkı sıkı uyarmasının sebebi de bu olsa gerektir.</p>
<p>İslam Tarihi serüvenine baktığımızda Hz. Osman’ın katledilmesine kadar her şey normal yolunda seyretmiş olup kırk kadar sahabenin Hz. Osman’ın evini basıp öldürmesi suretiyle sahabeler arasında bir ihtilaf çıkmıştı. Çünkü kısasa kısas hükmünde Hz. Osman’ı öldüren kişi de öldürülmeliydi. Ancak kırk kişiden kimse bu olayı üstlenmiyordu. Hz. Ali burada Şeyheyn zamanındaki gibi adalet-i mahza’yı esas kabul etmeyi tercih etmiştir. Öldüren belli değilse kimse kimsenin suçunu yüklenemez diyordu Hz. Ali. Hz. Zübeyir, Hz. Talha ve Hz. Aişe ise dönemin artık Şeyheyn zamanı gibi olmadığını ve bu nedenle yeni cinayetlere davetiye çıkarmaması için evi basan kırk kişinin de katlini talep etmişlerdi. Biz meseleye burada nokta koyalım.</p>
<p>Bugüne geldiğimizde ise “birinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz” gibi Kurani bir ölçü ortadayken, Efendimiz(sav) zamanındaki savaşlarda da sadece harp meydanındaki insanların öldürüldüğü ve şehirdekilere, kadınlara, çocuklara dokunulmadığı ortadayken tüm bu değerleri yok saymak suretiyle İslam adına İslami kaidelerden uzak davranışlar sergilenebiliyor. İslami kaidelerden uzak bu hareketlerle Müslümanlar, birbirlerini katledebiliyor. Bunu yaparken de masum, kadın, çoluk çocuk dinlemiyor. İşte burada da karşılaştığımız problem, mimsiz medeniyetin bize dayatmış olduğu öğretiler oluyor. Zihin dünyamızın karmaşıklığının sebebi de bu oluyor.</p>
<p>Buradan nereye geleceğim. Yazının girişinde zikrettiğim arkadaş, Türkiye merkezli ve dünyanın birçok yerinde bağlantısı olan bir cemaate mensup. Hedefleri neydi bilmiyorum ama hedeflerinin hayal olmasının sebebinin devlet düzenine karışmak suretiyle devlet erkanı ile girdiği mücadeleden almış olduğu zarar olduğunu biliyorum. Lakin mesele bununla sınırlı değil. Ülkemiz içerisinde Nurcu, Süleymancı, İsmail Ağacı, İskenderpaşacı vb diye sıra sıra yazabildiğimiz cemaat ve tarikat mensupları, “yalnız benim mesleğim hak” sarhoşluğu içerisinde birbirlerinin aleyhine çok rahat konuşabilirken, siyaset ve saltanattan çok daha mühim vazifelere layıklarken siyaset girdabında kendilerini harcayabiliyorlar. Bu mesele bununla da sınırlı kalmayıp İslam dünyasında mezhep çatışmalarına dönüyor. Suudi Arabistan, Yemen’i vururken, Suudi Arabistanlı askerler Yemen halkının tamamını göz kırpmadan vururken İslam dünyası bu durumda ortak bir tavır alamayıp, Şii-Sünni kavgasında olayları tartışmaya devam ediyor.</p>
<p>Artık İslam alemi silkinip kendine gelmelidir. “Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam” inancıyla fert bazında kendimize gelmemiz ve ortak bir dilde buluşmamız gerekmektedir. “Suriyeliler hırsız, dilenci. Memleketine geri gitsin” diyene kadar “Hırsız Suriyeli de vardır. Hırsız olmayan Suriyeli de vardır. Hırsızlık yapan cezalandırılmalı. Suçu olmayan masuma dokunulmamalı” diyebilecek iradeyi ortaya koyabilmemiz gerekmektedir. Hasılı kelam, Müslümanlar olarak Hz. Ali duruşunu yakalamaya, adalet ve ittihad üzerinden yeni bir dil inşa etmeye çok ihtiyacımız var. Aksi takdirde hacdan dönen hacılarımızdan, “İranlılar Şii ya. Namazları da bir değişik. Bir de o zenciler var. Bana mısın demeden ezip geçiyorlar insanları. Sözde Müslüman olacaklar.” gibi lafları daha çok duyarız. Halbuki bizim bu laflardan çok adalet temelinde kardeşlik, birlik ve beraberlik sözlerine daha çok ihtiyacımız var. Vesselam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/herkese-lazim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İman eğitiminde gündelik dilden teorik dile</title>
		<link>http://layetezelzel.com/iman-egitiminde-gundelik-dilden-teorik-dile/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/iman-egitiminde-gundelik-dilden-teorik-dile/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2014 09:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Orhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[featured]]></category>
		<category><![CDATA[gündelik dil]]></category>
		<category><![CDATA[iman eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[teorik dil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Yazının başlığı iman eğitimi hakkında bir tespitten öte, bir arayışı ifade etmektedir. Teorik dilden kastım, belirli bir kavram seti ile düşün(ebil)mek. Doğa bilimleri için sayı ne ise, sosyal bilimler, hatta daha da önemlisi iman eğitimi için kavram odur. Kavramlar inşa .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının başlığı iman eğitimi hakkında bir tespitten öte, bir arayışı ifade etmektedir. Teorik dilden kastım, belirli bir kavram seti ile düşün(ebil)mek. Doğa bilimleri için <em>sayı</em> ne ise, sosyal bilimler, hatta daha da önemlisi iman eğitimi için <em>kavram</em> odur. Kavramlar inşa edilip, anlamlar bir noktaya çıpalanmadan ve kavramlar arası bağlar kurulmadan, ilmî bir çalışmayı gerçekleştirmek, zor olmaktan ziyade imkânsızdır. Ki diğer taraftan, ilim öğrenmek, bilim öğrenmek dediğimiz şeyin de, o ilmî disiplinin kavram ve terimlerini özümsemektir desek, çok da abartmış olmayız. Bu bağlamda, Risale -i Nur’un tedrisine talebe olmayı, o eserlerde çok büyük titizlik ve kasıtla tercih edilen kavramlara nüfuz etme gayreti olarak değerlendiriyorum.</p>
<p>Kanımca iman eğitimine talip olan fertlerin güncel problemi, kavramsal setin inşası değil–o olmamalı da–daha ötesi, inşa edilmiş bir kavramsal sete nüfuzumuz noktasındaki tembellik. İnşa derdimiz olmamalı diyorum, çünkü Risale-i Nur’un, iman eğitiminin en ince meselelerini dahi rahatlıkla mülahaza edebileceğimiz, tutarlı bir kavram sistematiği inşa ettiğini iddia ediyorum.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Peki kavramlara nasıl nüfuz edeceğiz? Nasıl bir çaba ortaya koyacağız? Bu tür meselelerde, mütahassıs makamlardan destek almak büyük önem arz eder. Bu tür gayretler profesyonellik ister. Fakat ben bu yazımda, gerek bu meseleyi sorunsallaştırmak, gerek ajandamıza taşımak adına ön-taslak mahiyetinde birkaç önerimi sizlerle paylaşacağım.</p>
<p>Sanırım bu hedefi gaye edindiğimiz anda ilk aşama, öncelikle bu durumun <strong>ihtiyacını hissetmek</strong>. İkinci aşamada ise geleneksel, gündelik yaşam ve tecrübelerimizden edindiğimiz <strong>anlam bagajlarımızdan kurtulmak</strong>. Üçüncü olarak, çok ciddi meseleler hakkında çok ciddi konuşan bu eserleri, dikkatli bir nazar ile değerlendirmeye tabi tuttuğumuzda, incelenen <strong>kavrama yüklenen manayı, metnin bağlamı içinde anlamaya çalışmak</strong>.  Ve dördüncüsü, bu <strong>çalışmalarımızı yazıya aktarmak</strong> ve birikim ile mesafe katedebilmek.</p>
<p>Genel hatlarıyla çizdiğim bu dört maddelik yol haritasının eksikliği malumdur. Fakat “günlük bir dilde iman eğitiminin yapılabileceği” nosyonunu sarsmak gerekir kanaatindeyim. O yüzden bu dört maddeciği dahi önemsiyorum. Vahiysiz bir medeniyetin kavramları ile, enerjisini ve gerilimini vahye dayandırmayan bir kavramsal set ile vahyi anlama eğitimine zayıf, hatta beyhude bir çaba olarak bakıyorum. Önce kendi nefsimize bu “Dur!” Açıkçası, ben çoğu zaman anlaşabildiğimizden bile şüphe ediyorum–ki pekçok imani konuda birbirimizi anlayamadığımızı görüyorum.</p>
<p>Mesele, imanî konuların mülahazasında bu kavramları kullanmak ile de bitmiyor ama&#8230; Kullandığımız terimler kadim, içerik gündelik olursa, yine fayda etmiyor. Nüfuz çalışması da bu bağlamda önemli. Malesef teorik bir dil fakirliği yaşıyoruz. Bu kelimeleri kullanırsam anlaşılmam endişesi her yerde dillenir olmuş. Bunun problemli bir düşünce olduğu kanaatindeyim. İman eğitiminde, manasının ucundan kıyısından yakaladığımız kavramları dilimize pelesenk etme gayretinde bile zayıf düşüyoruz. Bu gidişi tersine çevirelim diyorum. En azından tecrübe edelim. Küçük bir konuyu, kendi kavramsal çerçevesi ile anlamaya çalışıp, bir de o anladığını o dil ile paylaşmayı tecrübe edelim diyorum! Sonra gelin bu konu için beraber dertlenelim, çıkış yolları arıyalım diyorum.</p>
<p>Dert bizden, derman O’ndan&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Tabii bu iddianın, çok ciddi bir emek ve güçlü argümanlar ile test edilmesi önemli. Fakat bu yazının amacı bu “setin inşa edilmişliğini ispatlamak” değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/iman-egitiminde-gundelik-dilden-teorik-dile/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
