<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Layetezelzel &#124; Düşünce Okulu &#187; Şamil GürLayetezelzel | Düşünce Okulu | </title>
	<atom:link href="http://layetezelzel.com/author/muhsam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://layetezelzel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Mar 2019 03:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>Tekdîr</title>
		<link>http://layetezelzel.com/tekdir/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/tekdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2010 13:27:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şamil Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[23. söz]]></category>
		<category><![CDATA[24. söz]]></category>
		<category><![CDATA[30. söz]]></category>
		<category><![CDATA[8. mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ene]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://layetezelzel.com/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[Muhabbet bahsinin zikrine haddimin olmamasına sebep, kemiksiz dilim ve yontulmamış kalbim olduğu gibi, şiddet-i ihtiyacıma işaret de aynı şekilde yontulmamış kalbimdir… Allah’ın rızası dahilinde sevdiğime inandığım yegane insanların dergâhında nefsime alenen bir fırçadır bu. Ey nefis, sen muhabbetini kendi nefsine .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Muhabbet bahsinin zikrine haddimin olmamasına sebep, kemiksiz dilim ve yontulmamış kalbim olduğu gibi, şiddet-i ihtiyacıma işaret de aynı şekilde yontulmamış kalbimdir… Allah’ın rızası dahilinde sevdiğime inandığım yegane insanların dergâhında nefsime alenen bir fırçadır bu.</p>
<p><i>Ey nefis, sen muhabbetini kendi nefsine sarf ediyorsun! Sen, kendi nefsini kendine ma’bud ve mahbub yapıyorsun. Her şeyi nefsine fedâ ediyorsun. Âdetâ bir nevi rubûbiyet veriyorsun.</i><a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/layetezelzel.dusunceokulu.org/tekdir/#1">¹</a></p>
<p>Kendi alemimde mahlukatı nefsime fedâ etmek; ism-i Vedud’un cilvesi, kâinatın sebeb-i vücudu, ene’deki belki en şerefli mizan ve kimi nefislerde en şedîd imtihan olan “muhabbet”i bizzat fedâya kıyasla ne kadar hafif kalıyor. İsm-i Vedûd’a vesile-i vusul olma ciheti<a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/layetezelzel.dusunceokulu.org/tekdir/#2">²</a> bir yanda, başlı başına kulu Rabbine bağlayan bir rabıta olması bir yanda…</p>
<p><i>Zâten sana, sende senin nefsine olan şedid muhabbetin, O’nun zâtına karşı muhabbet-i zâtiyedir ki, sen sû-i istimâl edip kendi zâtına sarf ediyorsun. Öyle ise, nefsindeki ene’yi yırt, hüve’yi göster. Ve kâinata dağınık bütün muhabbetlerin, O’nun esmâ ve sıfâtına karşı verilmiş bir muhabbettir; sen sû-i istimâl etmişsin.</i><a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/layetezelzel.dusunceokulu.org/tekdir/#1">³</a></p>
<p>Lüzumsuz ve geçici heveslere dağıttığım muhabbetlerim, esmâ ve sıfatına karşı olması gerekirken, nefsime duyduğum dolaylı sevgi, bizzat “O’nun zâtına” yöneltilmek için. Böyle bir şerefe küfrân-ı nimet etmek ne demek? Ne demek hâl-i hazırda mevcut olmayan muhtemel birini sevmeye “ihtiyaç” duymak? Sevilmeyi istemek…</p>
<p><i>Sonra görür ki, bir Rabb-i Rahîm, rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek ister. O da, O’na hasr-ı muhabbetle, tahsîs-i taabbüdle kendini Ona sevdirir.</i><a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/layetezelzel.dusunceokulu.org/tekdir/#3">⁴</a></p>
<p>Şu sevilmek nerede, bir hayalin hiç var olmamış sevgisini özlemek, arzu etmek nerede… Bu bizzat aşka, muhabbete ihanet değildir de nedir? Nefsimi terbiyede bu kadar aciz ve iradesiz olmayı kaldıramıyorum, bu kadar nimet ve telkin içinde sesini böyle net işitebilmeme anlam veremiyorum. Öyle ki, belki vazifesinin bir kısmı zaten âsabdadır diyorum, zira o kadar kesif ki çığlığı, göğsüme bastırsam kesilecek gibi geliyor. Sağır, şımarık bir veledin itici ağlamaları gibi; ne isteğini tam anlayabiliyorum, ne fırçayla susturabiliyorum… Üstad diyor ya <i>“…bütün o insan, bütün letâifiyleâdetâ ene olur.”</i><a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/layetezelzel.dusunceokulu.org/tekdir/#4">⁵</a><br />
En azından bir latîfemin kuvvetle isyan ettiğini hissediyorum, maa’t-teessüf laf geçiremiyorum…</p>
<p>Dua ve telkine devam etmek kalıyor geriye, “Allahım, kalbimizi nefsimize hâkim eyle.”</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&amp;Book=Sozler&amp;Page=323">¹·³<i>_ Sözler s.323</i></a><br />
<a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&amp;Book=Mektubat&amp;Page=34">²<i>__ Mektubat s.34</i></a><br />
<a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&amp;Book=Sozler&amp;Page=298">⁴<i>__ Sözler s.298</i></a><br />
<a href="http://web.archive.org/web/20130903005256/http:/risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&amp;Book=Sozler&amp;Page=496">⁵<i>__ Sözler s.496</i></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/tekdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatlı bir tefekkür</title>
		<link>http://layetezelzel.com/tatli-bir-tefekkur/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/tatli-bir-tefekkur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2010 13:22:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şamil Gür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>
		<category><![CDATA[9.söz]]></category>
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://layetezelzel.com/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Bir kardeşim ile 9. Söz üzerine olan mütâlaamızın bir kısmıdır. Samimi havasını bozmamak kaygısıyla kendisinin ismi yerine vasfı olan “kardeşim” lafzını koymaktan başka müdahale etmiyorum. Hakkınızı helal edin. (…) Aleykümselam kardeşim, Allah razı olsun, bu paylaşım işini hayata geçirdiğin için .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kardeşim ile 9. Söz üzerine olan mütâlaamızın bir kısmıdır. Samimi havasını bozmamak kaygısıyla kendisinin ismi yerine vasfı olan “kardeşim” lafzını koymaktan başka müdahale etmiyorum. Hakkınızı helal edin.</p>
<p>(…)<br />
Aleykümselam kardeşim, Allah razı olsun, bu paylaşım işini hayata geçirdiğin için inan çok sevindim.<br />
Senin bu girişiminden cesaretle ben de önceden farketmediğim, belki de çok aşikar olan bir durumu paylaşmak isterim…<br />
İfadede şimdiden zorluk yaşıyorum, kalpler bir, umarım dilim döner:</p>
<p>Namaz vakitleri mevsimler, insan ömrü ve kainatın ömrü ile iç içe ya, ben az önce sabah namazını kılarken başka biri öğle, başkası ikindi, başkası akşam ve başkası yatsı kılıyor idi ya… Yani her vakit namazı, her an dünyanın heryerinde kılınıyor, sabah kılınırken akşam beklemiyor. Biz sıramızın gelmesini bekliyoruz saflara katılmak için. Yani birisi sabah namazını kılarken kainatın yaratılışını, baharı, ana rahmine düşmeyi nasıl Elhamdülillah SübhanallahAllahuekber diyerek Allah’ın fiili olduğunu tasdikle ibadetini sunuyor ise, bir başkası aynı anda kışı ve kıyameti sunuyor. Sanki hepsi aynı anda oluyormuş gibi. Güz de şimdi bahar da, doğum da ölüm de…<br />
Hem, saltanat-ı Rubûbiyetindellâlı ve mübelliğ-i marziyâtı ve kitâb-ı kâinatın tercüman-ı âyâtı olan Muhammed-i Arabî AleyhissalâtüVesselâmınrisâletineşehâdet etmek demek olan mağrib namazını kılmak ne kadar latîf, nazîf bir vazife, ne kadar azîz, leziz bir hizmet, ne kadar hoş ve güzel bir ubûdiyet, ne kadar ciddî bir hakikat ve bu fânîmisafirhânedebâkiyâne bir sohbet ve dâimâne bir saadet olduğunu anlamayan adam, nasıl adam olabilir? <a href="http://web.archive.org/web/20130901081828/http:/layetezelzel.dusunceokulu.org/tatli-bir-tefekkur/#f1">[1]</a></p>
<p>Aynı anda doğuyor, aynı anda ölüyor gibi dedim ya, hakikatte de öyle değil mi? Allah katında zaman yok ise, kainatı yarattı ve bitti, şimdi haşa bizimle mi ilgileniyor? E hayır… Resulü aleyhisselatuvesselamı gönderdi de şimdi ahirzaman olaylarını mı yaratıyor? Yani Allah’ın ezeli nazarında hz Muhammed aleyhisselatu vesselam halen namaz kılıyor, hala doğuyor, hala tebliğ ediyor, hala vefat ediyor. Sen de doğuyorsun sen de namaz kılıyorsun sen de ölüyorsun kardeşim. Aynı anda, hzAdem’le beraber, hz Musa ile, üstadla. Kader ilmi bu değil mi zaten?</p>
<p>Demek istediğim şu ki;<br />
Üstadın bahsettiği ilişkiyi kavrayabilirsek sabah namazını kainat yaratıldı çoktan diyerek değil, kainat yaratılıyor diyerek kılıp ibadeti öyle sunabiliriz belki, (belki de böyle düşünmek yanlış, belki de tatlı bir tefekkürden öteye gitmemeli, bilmiyorum açıkcası…) şimdi doğuyorum, şimdi ölüyorum gibi. Ben sabahı kılarken başkasının akşamı kıldığı gibi, arka arkaya saflarda hatta yanında kılıyor gibi, Resulullah (asm) ile yanyana kılıyor gibi, ama gerçekten yanyana…<br />
Talebeleri üstad için “kainatı Allaha sunuyor gibi kılardı” diyorlar ya, benim inancım tüm zamanları, tüm ibadetleri, tüm yaratılışları, deveranları sunuyordu üstad. Maddeyle beraber zamanın ibadetini.<br />
selamlar…</p>
<p>[1]<a href="http://web.archive.org/web/20130901081828/http:/risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&amp;Book=Sozler&amp;Page=48">Sözler s.48</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/tatli-bir-tefekkur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
