<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Layetezelzel &#124; Düşünce Okulu &#187; Faruk SaimLayetezelzel | Düşünce Okulu | </title>
	<atom:link href="http://layetezelzel.com/author/faruksaim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://layetezelzel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Mar 2019 03:47:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>Oy vermenin vebali</title>
		<link>http://layetezelzel.com/oy-vermenin-vebali/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/oy-vermenin-vebali/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2015 12:52:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaî]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[İslamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[oy vermek]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[vebal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://layetezelzel.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ اللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُّقِيتًا(1) Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl" style="text-align: right;" align="center">مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ اللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُّقِيتًا(1)</p>
<p>Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir. &#8220;Sebep olan yapan gibidir&#8221; tevili yerleşmiş hakim yorumla okunduğunda, kestirme olmakla birlikte kulun elinde olmayanı kula nispet ettiğinden kulun haddi olmayan sorumluluğu da yükler.</p>
<p>Öncelikle ameller niyetlere göredir. (2) Denebilir ki kulun amelindeki sorumluluğu niyetine nispetle vebal teşkil eder. Örneğin bir kul hayır niyetiyle bir duvar inşa etse, sonra bir başkası o duvardan düşüp şer&#8217;i bulsa duvarı yapan kulun sorumluluğu niyetiyle bilinir. Zira amelinin neticesini tam manasıyla ihata etmek kulun zamana mukayyet oluşundan dolayı namümkündür.</p>
<p>Bunun yanında kul aklıyla erişebileceği sonuçları ölçmekle mükelleftir. Ayetlerde tekrarla (وَبِاللَّيْلِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ (3 denilmektedir. Demek ki insan amelinde aklının yettiği yere kadar sorumludur.</p>
<p>Kulun yaptığı tercihte reyini ehil olandan yana kullanmasını salık veren de yine İslamdır. (4) (Nisa, 58) Yukarıdaki esas ile birleştiğinde kulun tercihinde sorumluluğu aklını kullanması ve işi ehline vermesidir.</p>
<p>Siyasette ehil olanın belirlenmesi sanılandan karmaşıktır. Demokrasi de oy eşitliği genel oy yöntemi ile &#8220;kolektif bilinç&#8221;in doğru kararda buluşacağı öngörüsü üzerine temellenir. Zira temsili demokraside her bireyin tek tek doğru tercih yapması gerekmez. Bireylerin kişisel tercihlerinin toplamı ülkeyi kimin yöneteceğini doğru belirler. Siyasetin yapısal sorunlarından dolayı yapılan tercihin %100 doğru olması da düşünülemez. Tercihlerin menfi yönde sonuç vermemesi için demokratik kurumlarla genel oyla seçilen iktidarın seçmenler üzerinde hak gasbı yapması engellenmeye çalışılır.</p>
<p>&#8220;Onların işleri şura iledir.&#8221; (5) ayetindeki meşveret, demokrasi ile tam manasıyla uyuşmaz. Esasında genel ve eşit oy prensibiyle çatıştığı da söylenebilir. Ancak yine ilkesel olarak İslami kaynakların demokrasiyi yöntem olarak caiz bulduğu söylenebilir. Said Nursi&#8217;nin 2. Meşrutiyet ilanı ve akabindeki tavrı delil gösterilebilir.</p>
<p>En nihayetinde devleti kimin yöneteceğine dair elimizde demokrasi var. Ehl-i sünnet de reddetmemiş. Başa dönecek olursak bu yöntem her bir vatandaşın bir tercih yapmasını zorunlu kılıyor. Müslüman için yaptığı tercihin sorumluluğu oy kullanma durumunda da geçerlidir.</p>
<p>Ancak yukarıda da belirttiğim üzere yapılan tercihin sonuçlarından mesul olma durumu, ancak bu sonuçlara akıl ile ulaşılabiliyorsa (niyet okuma değil), geçerlidir. Devleti kimin yöneteceğine dair tercihte bulunmak, yönetenlerin zulmetleri halinde bu zulme ortak olmayı peşinen getirmez. Ancak aleni bir zulüm beyanı var ise akıl bunu ölçebilmelidir.</p>
<p>Devlet yapısı itibariyle vatandaşlarına zulmeder. Adaleti tam tesis edebilen devletin varlığından bahsetmek hayalciliktir. Olsa olsa Peygamberin (SAV) fiilen yönettiği yapı denebilir, o da sadece Peygamber&#8217;in (SAV) şahsına, İsmet sıfatından dolayı, özeldir. O dönemde de zulmeden valilerin varlığını, görevden alınmaları vs. biliyoruz.</p>
<p>Bugün devletin geldiği form müspet menfi birçok özelliği barındırıyor. Devleti yönetmesi için seçtiğimiz insanlar &#8220;insan&#8221; oldukları için tüm zulümleri öngöremezler. Sorumlulukları niyet ve akıllarına göre olmakla birlikte devletin yapısından kaynaklanan zulümleri tam engelleyemezler. Bu noktada seçmen olduğu için kula vebal oluşması adalete aykırıdır.</p>
<p>[EKLEME]*</p>
<p>Burada devleti vatandaşın ihtiyaçlarını gören kurumsal yapı olarak betimledik. Zira devlete İslami misyonlar biçmek, fikrimce İslamcı hastalığıdır. Devlet olsa olsa gölge etmez. Yolunu açar. Bu halde İslami hedefler Müslümanlarca gerçekleştirilebilir. Ancak İslamcı zihin, konformistliğinden ve siyaseti araç bildiğinden devletten kendi ajandasını dayatmak için faydalanmak ister. (Burası ayrı bir yazının konusu.)</p>
<p>Sonuç olarak seçmen olmak durumunda olan Müslüman verdiği oy sebebiyle niyet okumalarla şekillendirilmiş sonuçlardan mesul değildir. Aklıyla görebildiği adetullah emarelerini okuması ve ehil olanda karar kılması, kendisini olası veballerden vareste kılar.</p>
<p>Oy tercihlerine kutsi kaynak arayan zihinlerin takvimi &#8220;patates dini&#8221;nde kalmıştır. Kutsi kaynakla oy verilecek olsa Kırtas Hadisesi&#8217;nde (6) Hz. Ömer&#8217;in tavrını ehli sünnet reddetmeliydi. Bildiğimiz en kutsi kaynak Peygamber&#8217;dir (SAV).</p>
<p>Siyaset topuzuyla Hizmet-i İslamiye yapılmaz. Elinde topuz, İslam diye bağıran, mazlumu İslamdan korkutur. İslamcı siyasetinin cezbesinden çıkmak Nur&#8217;a sarılmakla mümkündür. Nursi&#8217;den öğrendiğimiz usül, reyini vermek hatta belki beyan etmekle birlikte mesafeyi korumaktır. Topuza methiye dizmemektir.</p>
<p>Oy vermek ne farz ne vaciptir. Devleti kimin yöneteceğini seçmeye dair bir tercihi ahiretle irtibatlandırmak siyaset topuzuna kutsiyet atfetmektir vesselam.</p>
<p>*<em> Meşveret yapılması sünnet, uymak farzdır. Meşveret -var ise- tercihteki vebali kendisine uyan mümin üzerinden kaldırır. Zira yanlışsa da bir sevabı vardır.</em></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
<a href="http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/85.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx" target="_blank">1. http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/85.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx</a><br />
2. (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)<br />
3. Akletmez misiniz?<br />
<a href="http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/58.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx" target="_blank">4. http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/58.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx</a><br />
<a href="http://www.kuranmeali.org/42/sura_suresi/38.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx" target="_blank">5. http://www.kuranmeali.org/42/sura_suresi/38.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx</a><br />
<a href="http://www.hikmet.net/soru/1491/kirtas-hadisesini-aciklar-misiniz" target="_blank">6. http://www.hikmet.net/soru/1491/kirtas-hadisesini-aciklar-misiniz</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/oy-vermenin-vebali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yatsı namazı kaç rekat?</title>
		<link>http://layetezelzel.com/yatsi-namazi-kac-rekat/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/yatsi-namazi-kac-rekat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2015 08:07:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://layetezelzel.com/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[13 değil.&#160; Sonda s&#246;yleyeceğimi başta s&#246;yleyeyim. Yatsı namazı 4 rekattır. &#214;ncesinde 4 rekat s&#252;nnet-i gayrım&#252;ekked1 sonrasında da 4 rekat s&#252;nnet-i m&#252;ekked2 vardır. 3 rekatlık vitr-i vacip ise usulen yatsının sonunda kılınmaktadır. Oysa bu namazın vakti ayrıdır. Hakk&#39;a rağmen halk i&#231;in .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>
	13 değil.&nbsp;
</p>
<p>
	Sonda s&ouml;yleyeceğimi başta s&ouml;yleyeyim.<br />
	Yatsı namazı 4 rekattır. &Ouml;ncesinde 4 rekat s&uuml;nnet-i gayrım&uuml;ekked<sup>1</sup> sonrasında da 4 rekat s&uuml;nnet-i m&uuml;ekked<sup>2</sup> vardır. 3 rekatlık vitr-i vacip ise usulen yatsının sonunda kılınmaktadır. Oysa bu namazın vakti ayrıdır.
</p>
<p>
	<strong>Hakk&#39;a rağmen halk i&ccedil;in mi?</strong><br />
	İlim her m&uuml;mine farzdır. Avam ilme mesafeli diye durumdan vazife &ccedil;ıkarıp ilmi b&uuml;kmek ulemanın dahi haddi değildir. Yanlış ilimle doğru amel olmaz. Hanefi&#39;ye g&ouml;re niyet farzdır. İlmini yanlış bilirken m&uuml;min namaza nasıl doğru niyet etsin?
</p>
<p>
	Namazla sınırlı bir hal değil &uuml;stelik bu. Cuma namazı da aynı hastalıklı halden mustarip. Cemaate &quot;Z&uuml;hri ahir&quot; diye niyet ettiren ulema, o cemaat neye niyet ettiğini bilmeden niyetlerin sahih olacağından nasıl emin olabiliyor? Cuma namazının bir par&ccedil;ası gibi kıldırılan &ouml;ğle namazının niyetinin salahiyetinin vebali kimin &uuml;zerine?
</p>
<p>
	Hakk&#39;ın s&ouml;z&uuml;n&uuml; doğrultmak ulemanın vazifesi midir?
</p>
<p>
	Kolaylaştırmayı salık veren Peygamber (SAV) bilmez miydi namazları paket halinde anlatmayı? S&uuml;nnetleri kendi evinde kılmasının hikmeti yok muydu ki ulema &quot;paket namaz&quot; bilgisi hazırlıyor?
</p>
<p>
	Vacip-farz tartışmasına girmiyorum bile. Ancak m&uuml;minin aklındaki ilim manip&uuml;le edilerek kalbindeki iman tahkim edilmez. Olsa olsa ş&uuml;pheye akıldan kalbe giden bir yol a&ccedil;ılır. Kıymeti kendinden menkul ulemalık bu yola ruhsat &ccedil;ıkaramaz. Vebal sarık dinlemez.&nbsp;
</p>
<p>
	<strong>M&uuml;slim &quot;arif&quot; olsa gerek</strong><br />
	Ulemanın illa bir vazifesi varsa her m&uuml;mine ilmin kapısını a&ccedil;mak değil midir? Tamam, avam ilme vakit ayıramayabilir. Ancak farzları (Allahın emirlerini) anlayacak kapasitede yaratılmış olması imtihan sırrının gereği değil&nbsp;midir? Allah Adil değil midir ki kuluna verdiği emirleri, ulemanın paketleyip kolaylaştırması gereksin?
</p>
<p>
	<strong>İlk emir &quot;Oku&quot; değil de &quot;Dinle&quot; mi?</strong><br />
	İkra. Kitabı oku, kainatı oku, kendini oku. İslamda kulla Allah arasında aracı yoktur. Namazla miraca &ccedil;ıkabilen kul, aklıyla arif, ameliyle insan-ı kamil olabilir. Bilenin zekatı ilmini bilmeyenle paylaşmaktır. İlk emre y&ouml;nlendirmeyen ulemanın vebali ilminden fazladır vesselam.
</p>
<p>
	&nbsp;
</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
	<a href="http://samil.ihya.org/ansiklopedi/sunnet-i-muekkede.html">1.&nbsp;http://samil.ihya.org/ansiklopedi/sunnet-i-muekkede.html</a><br />
	<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/6415/gayri-muekked-sunnet.html">2.&nbsp;http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/6415/gayri-muekked-sunnet.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/yatsi-namazi-kac-rekat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Helak edilen kavmin şükrü</title>
		<link>http://layetezelzel.com/helak-edilen-kavmin-sukru/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/helak-edilen-kavmin-sukru/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2015 11:10:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Lut kavminden bir masum sitem etmiş midir? Helak edilen o kavim içinde bir tane bile olsa dünya pisliğinde kalıp debelenmeyi helak olup masumiyetiyle cennete girmeye tercih eden olmuş mudur? Kahhar ismi rahmet ve hikmetiyle yüzüne güldüğünde çocuksu bir eda ile .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Lut kavminden bir masum sitem etmiş midir?</p>
<p>Helak edilen o kavim içinde bir tane bile olsa dünya pisliğinde kalıp debelenmeyi helak olup masumiyetiyle cennete girmeye tercih eden olmuş mudur? Kahhar ismi rahmet ve hikmetiyle yüzüne güldüğünde çocuksu bir eda ile omuz silken olmuş mudur?</p>
<p>Helak olunmayı bekleyen masumların duası mı kabul olmuştur yoksa füccarın azgınlığı mı sebep olmuştur? Beşer zulmeder, kader adalet ederken, masumun duası cevap almamış mıdır?</p>
<p>Küfür devam eder, zulüm devam etmez ise, zulmün Müslim elinde çekice döndüğü bugün, masumun duası yükselmiyor mudur?</p>
<p>Müslüman aldanır, aldatmaz değil miydi? Müslüman zulme uğrasa da zulmetmez, değil miydi?</p>
<p>Siyaset müslümanın en geniş dairede en son vazifesi iken devletperestlik bugün Müslümanların iptilası değil mi? Din adına siyaset yapan dini lekeler değil miydi? Çamur için debelenip miskiamber zanneden küffar değil miydi? Bugün o çamura güzellik banyosu niyetiyle girip dostlarını, yarenini çamura bulayanlar Müslüman değil mi? İslam adına her pisliğe bulaşanlar o pisliği İslama bulaştırmıyorlar mı?</p>
<p>Müslümanları temsil edenlerin içinde debelendikleri pislik helak edilen kavimdeki masumun sırt çevirdiğinden daha mı temiz?</p>
<p>Halk edenden helakı dilemek masumun hakkı değil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/helak-edilen-kavmin-sukru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Natamam Hayrın Vebali         </title>
		<link>http://layetezelzel.com/natamam-hayrin-vebali/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/natamam-hayrin-vebali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2015 15:56:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haşir]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Nübüvvet]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[“Kim güzel bir şefâatle şefâatte bulunursa (faydalı bir işe aracı olursa), ona bundan bir nasib vardır. Kim de kötü bir himâye ile şefâatte bulunursa, ona da bundan bir hisse vardır. Zîrâ Allah, her şeye gücü yeten (ve her şeyi gören)dir.” .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Kim güzel bir şefâatle şefâatte bulunursa (faydalı bir işe aracı olursa), ona bundan bir nasib vardır. Kim de kötü bir himâye ile şefâatte bulunursa, ona da bundan bir hisse vardır. Zîrâ Allah, her şeye gücü yeten (ve her şeyi gören)dir.” (Nisa, 85)</p>
<p style="text-align: right;">“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155)</p>
<p style="text-align: right;">“Hilkatte hayır asıl, şer ise tebeîdir.” (Muhâkemat, 9. Mukaddeme)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kainat hayır üzere çalışan bir devasa makine ise, her amelin yaratılışında bir hayır var ise, sebep olan yapan gibiyse ve dahi hizmet-i Kur’aniye hayr-ı külli ise bu hizmette yarım bırakılan hayrın vebali vardır.</p>
<p>İnsan, abdullah; yaptıkları gibi yapmadıklarından da mes’ul. Hayra niyetin sevabını yüklendiyse natamam bırakılan hayrın vebalini de yüklenmiştir. “Cennetteki köşkümden bir tuğla eksik olsun” düşünen kul, nefsinden emin midir ki cennette olacağından emindir? Cennete şefaat-ı nebevi olmasa layık olacağından emin olmak nefsine kanmak değil midir? Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almamış mıdır?</p>
<p>Hayra vesile olma gayesiyle girişilen hizmette geri adım atmak, dünyevi kaygılarla hayrı natamam bırakmak hayrın akametine vesile olmak değil midir?</p>
<p>Hizmet-i Kur’aniyenin bir ucundan tutmuş da mazeretle bırakmış kulun vebalinden Allah’a sığınırım. O mazeret dünyada rahat vermeyeceği gibi ahirete de tevarüs edecektir.</p>
<p>***</p>
<p>İlim maluma tâbidir.</p>
<p>Hayır amel’e tâbidir.</p>
<p>Amel niyete tâbidir.</p>
<p>Niyet sebâta, sebat tasdike, tasdik ikrara, ikrar imana tâbidir.</p>
<p>Kezalik, bir kulda iman varsa ikrar, tasdik, sebat, niyet, amel ve hayır o kulun imtihanına tâbidir.</p>
<p>Hayra niyet imanın lafzen ikrarı ise hayırda sebat  kalb ile tasdikidir.</p>
<p>Hizmet-i Kur’aniye ile iştigal eden kalb dünyayı yese doymaz. Ancak o kutsi hizmetin feyziyle itminan bulur.</p>
<p>Nefsine güvenip sebep olduğu hayrı akamete bırakan kul kalbini dünyaya gebe bırakır.  Kim de kötü bir himâye ile şefâatte bulunursa, ona da bundan bir hisse vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/natamam-hayrin-vebali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir tevekkül emaresi olarak çay</title>
		<link>http://layetezelzel.com/bir-tevekkul-emaresi-olarak-cay/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/bir-tevekkul-emaresi-olarak-cay/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2014 09:26:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Lahikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=176</guid>
		<description><![CDATA[Musibetler çalışmadığımız yerden geldiğinde, sabır stoğumuz dört koldan gelen musibetler karşısında yetmediğinde ve dahi Mekkeli ilk sahabelere imanlarını lafzen red ruhsatı verilene kadar sabretmelerini hatıra getirdiğimizde sabırdan anladığımızda bir sıkıntı olduğunu görmek gerekir Tevekkül sabrın yakıtıdır. Tevekkülsüz sabır yolda kalır. .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Musibetler çalışmadığımız yerden geldiğinde, sabır stoğumuz dört koldan gelen musibetler karşısında yetmediğinde ve dahi Mekkeli ilk sahabelere imanlarını lafzen red ruhsatı verilene kadar sabretmelerini hatıra getirdiğimizde sabırdan anladığımızda bir sıkıntı olduğunu görmek gerekir</p>
<p>Tevekkül sabrın yakıtıdır. Tevekkülsüz sabır yolda kalır. Onu içindir ki sabrederken &#8220;Tevekkeltü alAllah&#8221;demek adettendir.</p>
<p>Sabretmek, kadere razı olmak&#8230; bu hasletler ancak tahkiki iman ile mümkündür.</p>
<p>Kaderden razı olan tevekkül eder, tevekkül eden sabır bulur. Sabrı bulan huzurdadır.</p>
<p>İnsan hizmet için yola çıktığında bile musibetlerden muaf olmaz. Hatta tekamülü için musibetler daha sık ziyaret edebilir bir mümini. En kudsi bir hizmet için ömrünü vakfetse insan, yine de musibetten şekva etmeye hakkı yoktur. Çünkü musibet onun dostudur, tekamülü için yardımına koşmuştur. Tahkiki iman ile tevekkülü çağırır, tevekkül ile sabrı, sabır ile huzuru.</p>
<p>Huzurların en yücesine, Ru&#8217;yetullaha ulaşmak için yardıma gelen musibete ancak şükredilir.</p>
<p>Onun içindir ki yıllarca iğneyle kuyu kazar gibi didinip biriktirdiğiniz her şey bir musibetle elinizde gitse  ve bir talebeniz gelip:</p>
<p>&#8220;Üstadım, her şeyi kaybettik, şimdi ne yapacağız?&#8221; dese, ancak &#8220;Çay koy keçeli, yeniden başlayacağız.&#8221; dersiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/bir-tevekkul-emaresi-olarak-cay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilimize hakim olmanın zararları</title>
		<link>http://layetezelzel.com/dilimize-hakim-olmanin-zararlari/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/dilimize-hakim-olmanin-zararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2014 10:29:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir lugat bilgisi astigmat bir hastanın görüşünü berraklaştıran gözlük gibidir. Gözlük olmaksızın idare edecek kadar gördüğünü iddia edebilir, ancak gözlüğü denedikten sonra onsuz yaşayamayacak, daha önce keşfedemediği, üstelik bu duruma alıştığı haline dönmek istemeyecektir. Bugün lugta bilgisi olmaksızın okur-yazar .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir lugat bilgisi astigmat bir hastanın görüşünü berraklaştıran gözlük gibidir. Gözlük olmaksızın idare edecek kadar gördüğünü iddia edebilir, ancak gözlüğü denedikten sonra onsuz yaşayamayacak, daha önce keşfedemediği, üstelik bu duruma alıştığı haline dönmek istemeyecektir. Bugün lugta bilgisi olmaksızın okur-yazar olan kitle düşünce dünyasından ancak astigmat bir insanın görüş kalitesi kadar nasiplenebilir.</p>
<p>Başlık nefisle konuşmayı andıran bir çağrışım yapıyor olabilir. Kaldı ki olmalıdır da. Dilimize hakim olmak, en başta kem sözden sakınmaktır. Bunun yanında yine edeptendir, konuştuğu kelamın vardığı yeri bilmeli insan. Bilsin ki mana bineğinden ineceği durağı seçebilsin. Kelimeye biçtiği elbisesi “şık” olsun, zihninde biriken manalar elbiselerinden utanmasın.</p>
<p>Yıllar önce elime bir Osmanlıca-İngilizce sözlük geçmişti. Çat pat İngilizce bilgimle bile Türkçe-İngilizce sözlükle arasındaki muazzam farkı anlayabilmiştim. Meşhur platik cilti sarı sözlükler 5-6 İngilizce kelimeye tek türkçe karşılık verirken mezkur lugat her sözcüğün karşısında Osmanlıca farklı bir kelimeyi veriyordu. Önceki cümle mesela… “Muazzam” alışıldık bir kelime değil ya da “mamafih”… Mamafih alışıldık olmamaları kelimenin günahı değil. 100 yıldır kültürünü yeniden üretmeyen bir toplumun günah keçileri olmuş kelimeler. Günlük dilde 300 kelimeyle konuşmak nasıl bir yüzeyselliktir? Onu geçtim 500 kelimeyle fikir belirten yazılar yazma iddiasında olmak nasıl bir gaflettir? O gaflet ki astigmat adamın gördüğünden emin bir şekilde değerli bir resmi yorumlamasıdır. Üstelik görüşündeki kusuru sanat eserine atma ihanetidir.</p>
<p>Şayet yeni bir düşünce üretmekten bahsediyorsak önce lugatımızı hatırlamak durumundayız. Eğer gözlerimiz bozuksa gözlük takınmaktan gocunmayacağız. Önceki yüzyılımızın münevverleri mazimize bakışımızda gözlüğümüz olacak, önce rahatsızlığı kabul edip aklımızı eğiteceğiz. Akıl rasyonelliğin himayesine bırakıldığında varacağı yer ilahlık iddiasıdır. Zira rasyonel akıl ampirizmi kendine yol bilir, insanın aklını gözüne indirir, vicdanını köreltir.</p>
<p>Düşünce üretme iddiasındaki bir zihin önce 100 yıllık kopukluğu gidermek zorundadır. Sonra 100 yıl ve öncesinin duvarlarını yıkmalı, tevhid dışında merkezi kalmamalıdır.</p>
<p>Düşüncenin ekol (okul) olması ise o yıkılan duvarın harfiyatından temel dikilmesiyle mümkün olabilir. Temele lazım olan demir son yüzyılın münevverlerinden kazanılacak materyaller, suyu ise dünya entelijansiyasından edinilen düşünce derinliği olabilir.</p>
<p>Henüz temeli kazmamışken duvarların rengini tartışmak romantizmdir. Müslüman romantik değildir, akla tapmaz ama aklını kullanır. Akıl bu inşaatın mühendisidir. İşçileri olan hisler olmadan kifayetsiz ve biçaredir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/dilimize-hakim-olmanin-zararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arap mehdinin Acem mehdiye üstünlüğü</title>
		<link>http://layetezelzel.com/arap-mehdinin-acem-mehdiye-ustunlugu/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/arap-mehdinin-acem-mehdiye-ustunlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2014 10:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haşir]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaî]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Lahikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Mucizat-ı Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Nübüvvet]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>
		<category><![CDATA[mehdiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[“Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur.” (Veda Hutbesi)  ”Âhirzamanda gelen Mehdî gibi herbir asır, Âl-i Beytten bir nevi mehdî, belki mehdîler bulmuş. Hattâ, Âl-i Beytten mâdud olan Abbasiye hulefasından, Büyük Mehdînin çok evsâfına .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur.”</em> (Veda Hutbesi)</p>
<p style="text-align: right;"><em> ”Âhirzamanda gelen Mehdî gibi herbir asır, Âl-i Beytten bir nevi mehdî, belki mehdîler bulmuş. Hattâ, Âl-i Beytten mâdud olan Abbasiye hulefasından, Büyük Mehdînin çok evsâfına câmi bir mehdî bulmuş.”</em> <strong>(Mektubat, s. 96)</strong></p>
<p style="text-align: right;"><em>“Hazret-i Hasan’ın neslinden gelen aktablar, hususan Aktâb-ı Erbaa ve bilhassa Gavs-ı Âzam olan Şeyh Abdülkadir-i Geylânî ve Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen imamlar, hususan Zeynelâbidin ve Cafer-i Sadık ki, herbiri birer mânevî mehdî hükmüne geçmiş, mânevî zulmü ve zulümatı dağıtıp envâr-ı Kur’âniyeyi ve hakaik-i imaniyeyi neşretmişler, cedd-i emcedlerinin birer vârisi olduklarını göstermişler.”</em>(Mektubat, s. 100)</p>
<p style="text-align: right;"><em>“Hem ben müteaddit insanları gördüm ki, bir nevi mehdî kendilerini biliyorlardı ve “Mehdî olacağım” diyorlardı. Bu zatlar yalancı ve aldatıcı değiller; belki aldanıyorlar. Gördüklerini hakikat zannediyorlar.”</em> <strong>(Mektubat, s. 431)</strong></p>
<p><a href="https://web.archive.org/web/20130911192236/http://layetezelzel.dusunceokulu.org/mehdiyet-i-sugra/" target="_blank">Mehdiyet-i suğra</a> meselesine zeyl olarak mehdiyet manasının -kimi iddialara göre- zayıf hadislere dayanan burhanlarına rağmen neden bu denli ümmetin nazarında ehemmiyetli olageldiğini anlamaya çalışmalı. Toplum harekete geçmek için kitleleri harekete geçirecek bir “kahraman”a ihtiyaç duyar. Özellikle Orta Doğuda toplumun sivil inisiyatif geliştirmesi geleneklerde yer bulamamıştır. Devletin hayatın her alanında olması, toplumun bahsi geçen kahramanları politikacılar arasından bulmasına, hatta zihinlerin devlete angaje olmasıyla ortaya çıkan her “kahraman”a politik amaçlar, hatta politik kişilikler giydirilmiştir.</p>
<p>Şüphesiz mehdiyet manası içinde siyasi bazı vazifeleri de barındırır. Ama ”Şeriatta yüzde <em>99 ahlâk</em>, ibadet, ahiret ve fazilete aittir. Yüzde <em>1</em> nispetinde <em>siyasete </em>mütealliktir.” kaidesi perspektifinden yaklaşıldığında neden mehdiyete siyasi vazife ön koşul olarak biçilir, anlamak zor.  Kaldı ki II. Said’den III. Said’e geçme merhalesinde <em>“Evet, büyük kusurlarımdan birtek suçum, vatan ve millet ve din nâmına mükellef olduğum büyük bir vazifeyi dünyaya bakmadığım için yapmadığımdan, hakîkat noktasında affolunmaz bir suç olduğuna ve bilmemek bana bir özür teşkil edemediğine şimdi bu Afyon hapsinde kanaatim geldi.”</em> <strong>(Tarihçe-i Hayat) </strong>sebeb-i musibetini böyle açıklayan bir Üstad’ın mehdiyetine kalben ve aklen mütmainim.</p>
<p>Nasıl ki mehdiyet-i suğra her müminin nefsine bakan vazifesi ise mehdiyet-i kübra da her zamanın müminlerinden birine farz-ı kifaye nevinden emirdir.</p>
<p>Mehdiyet gömleği dikilmiştir, kim giyebilecek hale gelirse giyer, vakti dolduğunda çıkarır, yeni zamanın yeni mehdisine devreder. Her devir insanı sosyal bir varlık olduğundan mehdiyet vazifesi bitmez. Tunus’ta Bin Ali deccalini kovan da Mısır’da Mübarek deccalını yıkan da mehdiyet vazifesini görmüştür.</p>
<p>Müslüman topraklarını kafir zulmünden kurtaran her mücahit zamanının mehdisidir. Zalimin zulmüne ses çıkaran, belki şehadeti tadan her mümin zamanının mehdisidir.</p>
<p>Derdim mehdiliği sıradanlaştırmak değil. Manasını kavramadan mehdi peşinde ömür tüketmek israftır. Mehdiyi bilmeden iman kurtulabilir ama imansız mehdi bilinmez. İmani meseleleri es geçip mehdi Kürt müydü Arap mıydı yok Acem miydi tartışmak Müslümanlara kötülük yapmaktır. Kaldı ki mehdiyet manasını taşıyan Eskimo da olsa tabi olunmalı.</p>
<p>Tüm bunların yanında Üstadın talebesi olma iddiasındaki zatlar Üstadın milliyet tanımından bihaber milliyet testi derdindeler. “Din, dil birse milliyet birdir” diyen Üstadın milliyetini Araplığa dayandırma gayesinin, bunun üzerinden tartışmanın hizmete ne faydası var? Haydi kabul edelim Said Nursi Arap. Ne değişecek? Üstada muhabbetiniz mi artacak? Şayet artıyorsa muhabbetiniz neye?</p>
<p>Halbuki mukayese akil olana kolaydır. Mehdiyeti deccaliyet karşısında ararız. Deccal her zaman ümmetin imanına saldırır. İman kalesini muhafaza etmek mehdiyet manasının birinci işaretidir. Mehdiyet manasını hizmet eden  ya mehdi-yi azamdır ya da zamanın bir mehdisidir.</p>
<p>“Benim mehdim mehdi-yi azamdır” iddiası imani değil nefsani bir inattır.</p>
<p>Mehdi peşinde ömür tüketenlere cevabı Said Nursi verir: <em>“Mehdi geldiğinde seni vazife başında bulsun!”</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/arap-mehdinin-acem-mehdiye-ustunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tesettüre dair</title>
		<link>http://layetezelzel.com/tesetture-dair/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/tesetture-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2014 09:39:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esma]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaî]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>
		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Tesettüre dair tartışmalar bitmek bilmiyor. Ancak her başlayan tartışmanın mihenk taşı şekilden ibaret kalıyor. Oysa tesettürün manası gündeme gelmiyor, tartışmalarda konu edilmiyor. “Setr” örtmek demektir. Ancak tartışılacak şey neyin örtüleceğinden önce örtmenin manası, hikmeti olmalıdır. Tesettür üzerine düşünürken  aldığım notları .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Tesettüre dair tartışmalar bitmek bilmiyor. Ancak her başlayan tartışmanın mihenk taşı şekilden ibaret kalıyor. Oysa tesettürün manası gündeme gelmiyor, tartışmalarda konu edilmiyor. “Setr” örtmek demektir. Ancak tartışılacak şey neyin örtüleceğinden önce örtmenin manası, hikmeti olmalıdır. Tesettür üzerine düşünürken  aldığım notları paylaşıyorum:</p>
<ul>
<li>Sakınılanın talibi çok olur. Ortaya saçılan cemal adileşir.</li>
<li>Fıtrat gereği cemal görünmek, matlup olmak ister.</li>
<li>Sakınılanın revaç bulması tesettürün fıtrata uygun olduğunu gösterir.</li>
<li>Tesettür cemali sakındırır, talibini mecnun eder.</li>
<li>Taaddüd-ü nazar cemali soldurur.</li>
<li>Tesettür, talibin nazarına kadının rızasını şart koşar. Kadının razı olduğunu talip eder.</li>
<li>Tesettür kadına özgü değildir. Ancak cemalinin talibini seçme isteği kadına özgüdür.</li>
<li>Tesettür, kadının cemalini paylaşacağı kişiyi seçme özgürlüğüdür.</li>
</ul>
<p>Tesettür, kadının özgürlüğüdür demek, altı doldurulmadığı takdirde oksimoron olarak görülebilir. Onlarca yıldır insanların zihnine yerleştirilen “kapalı” (evet mütesettir değil kapalı) kadın imajı ve zenginleşen Müslümanların haddini aşan toleransı, tesettürün manasının konuşulması gerektiriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/tesetture-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devletin asosyali makbuldür</title>
		<link>http://layetezelzel.com/devletin-asosyali-makbuldur/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/devletin-asosyali-makbuldur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2014 09:34:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[İçtimaî]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Prensipler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Bastiat’ın Hukuk’undaki tanımdan yola çıkarsak devlet eliyle düzenlenecek bir sosyal adalet tasavvuru ancak “yasal soygun” gerçekleştirmek pahasına gerçekleştirebilir.Çünkü otoritenin belirlediği/sınırlandırdığı/ düzenlendiği/sağladığı bireysel refah, ancak olandan alıp olmayana vermek yöntemiyle gerçekleşir. Otorite piyasa koşullarında para üretemeyeceğine göre, belirlediği ölçüler dışından  zenginlik .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Bastiat’ın Hukuk’undaki tanımdan yola çıkarsak devlet eliyle düzenlenecek bir sosyal adalet tasavvuru ancak “yasal soygun” gerçekleştirmek pahasına gerçekleştirebilir.Çünkü otoritenin belirlediği/sınırlandırdığı/ düzenlendiği/sağladığı bireysel refah, ancak olandan alıp olmayana vermek yöntemiyle gerçekleşir. Otorite piyasa koşullarında para üretemeyeceğine göre, belirlediği ölçüler dışından  zenginlik sahibi olanlar arasında yasa zoruyla değer transferi yapacaktır. Böylelikle sermayenin birikmesi, yatırım üretmesi engellenecek, uzun vadede toplam zenginlik azalacağından herkes fakirleşecektir.</p>
<p>Sosyal adalet kavram olarak her ne kadar fırsat eşitliği, sosyal tabakalar, bu tabakaların geçirgenliği ve hizmet alım hakkını kapsasa da genel algı ekonomik düzeyle sınırlıdır. Devletin regüle edici pozisyonda görevi olsa olsa tabaka geçirgenliğini engellemek için rekabeti korumak ve hizmet alma konusunda eşitliği sağlamaktır.</p>
<p>Ne zaman ki devlet bireylerin elinde bulundurdukları zenginliğe -vergi yoluyla da olsa- müdahale eder, girişimcinin yatırım şevkini kırdığı gibi, çalışanın da çalışma motivasyonuna zarar verir.</p>
<p>Sosyal adaletçilerin en büyük yanılgısı ise dünyada cennet inşa etme iddiasıdır. Tüm insanların asgari eşit koşullara sahip olduğu bir dünyada üretim duracağı gibi yeknesaklık fıtrata ters olduğundan statik bir yapı kendini muhafaza edemeyecektir.</p>
<p>Çalışma şevkinin kaynağı ihtiyaçtır. İhtiyaçların teminini garanti altına almak demek çalışma şevkini yok etmektir. Sosyal adalet muhalin talebi olduğu için kendisi dahi muhaldir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/devletin-asosyali-makbuldur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bin ayın kadri kıymeti</title>
		<link>http://layetezelzel.com/bin-ayin-kadri-kiymeti/</link>
		<comments>http://layetezelzel.com/bin-ayin-kadri-kiymeti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2014 08:53:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk Saim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Layetezelzel]]></category>
		<category><![CDATA[Mucizat-ı Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Ubudiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.layetezelzel.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[ وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَطَرٌ “Küçük büyük her şey yazılmıştır.” (Kamer, 53) Kendimi üç muallimle bildim. Kitab-ı kebir-i kainat, Hz. Muhammed (SAV), Kur’an-ı Azimüşşan. İnsan küçük bir kainat. Kainatı da Hz. Kur’an ile bildim. Peygamberin (SAV) en büyük mucizesi Hz. Kur’an .....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: right;"> وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَطَرٌ</h2>
<p style="text-align: right;">“Küçük büyük her şey yazılmıştır.” (Kamer, 53)</p>
<p>Kendimi üç muallimle bildim. Kitab-ı kebir-i kainat, Hz. Muhammed (SAV), Kur’an-ı Azimüşşan.</p>
<p>İnsan küçük bir kainat. Kainatı da Hz. Kur’an ile bildim.</p>
<p>Peygamberin (SAV) en büyük mucizesi Hz. Kur’an idi, bildim.</p>
<p>Kainatın çekirdeği insan, insanın rehberi Hz. Kur’an idi, bildim.</p>
<p>Ru’yetullahın bir mukaddimesi Kelamullah, Hz. Kur’an idi, bildim.</p>
<p>İkra emr-i ilahisi abdullahı Rabbine Hz. Kur’an ile döndürürdü, bildim.</p>
<h2> هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ</h2>
<p>Yine ona döndürüleceğiz, bildim.</p>
<p>Ümmet-i Muhammed tespih idi. İmamesi Resulullah, rabt eden ipi Hz. Kur’an idi, bildim.</p>
<p>Hz. Kur’an Cenab-ı Hakkın ilmine bürhan-ı azim idi, bildim.</p>
<p>Kur’an-ı Kerimin  nüzulunun müjdesini sinesinde muhafaza eden Ramazan-ı mübarek en bereketli ay idi, bildim. Kadir gecesi neden bin aydan daha hayırlıdır, bildim.</p>
<p>İnşallah.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://layetezelzel.com/bin-ayin-kadri-kiymeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
